Monthly Archives: Ocak 2010

MTAD (Modern Türklük Araştırmaları Dergisi) Yeni Sayısı

26 Ocak 2010

* MTAD’ın yeni sayısı çıktı. Yeni sayıda yer alan yazıların adları aşağıda verilmiştir. Yazıların pdf şekline ulaşmak için tıklayınız.

Cilt 6, Sayı 4, Aralık 2009


1. Kapak Sayfası / İçindekiler


5. Sunuş
ÖZÖNDER, F. Sema Barutçu

Özet Makale (PDF 197 KB)


Makaleler


7. Müzekkir-i Ahbāb’a göre ‘Abdü’l-‘Azîz Han ve Doğu Türkçesiyle Bir Şiiri

ALIŞIK, Gülşen Seyhan

Özet Makale (PDF 429 KB)

21. Salar Türkçesinde Sıfat-Fiil Bağlayıcılarının Kip-Zaman-Kiplik Potansiyelleri ve Özne Durumu

MEHMET, Gülsün
Özet Makale (PDF 578 KB)

(daha fazla…)

/a/ Sesi

12 Ocak 2010

/A/ SESİ

Ses Bilgisi (Phonetic)

Türkiye Türkçesinin ünlüler kategorisinde uzun ve kısa olmak üzere iki tür /a/ sesi vardır. “Aldı, baktı, ağaç” sözcükleri kısa /a/ ünlüsüne; “sa:lim, fa:ni, kahya:”daki ise uzun /a:/ya örnek gösterilebilir. /a/ sesleri (uzun, kısa) açık olarak telaffuz edilir. Bu sesleri çıkarırken dil, ağız boşluğunun aşağısındadır. Dil, gırtlağın önüne doğru toplanır. Bu nedenle “öndamaksıl” seslerdir. Bu iki farklı /a/ sesi, çıkış noktalarına göre değil, uzun ve kısa söylenmelerine göre ayrılırlar.

Uzun /a:/ yabancı dillerden, özellikle Arapça ve Farsçadan dilimize giren kelimelerde görülür. Uzun /a:/ Türkçede alim (ālim), mukabil (mukābil), seda (sedā) gibi kimi kelimelerde korunur, sultan, berbat gibi kimi kelimelerde kısalır. Ancak kısa /a/ ile söylenen bu kelimeler, hece bütünlüğünü bozacak bir ekle ya da yardımcı fiille kullanıldıklarında /a/ sesinin uzunluk niteliği yeniden ortaya çıkar: sultanım ( sultānım ), berbat etmek ( berbādetmek ) vb.

Bazı kelimelerde ise uzunluk bütünüyle yok olmuştur: kebap, kebabı. Kimi yabancı kelimelerde kısa /a/’ların uzatılarak söylenişine de rastlanmaktadır: hatıra (hātırā), rabıtalı (rābıtālı) vb.

Türkçe kelimelerde /ğ/ sesi söyleyişte yitirilir ve kendinden önce ya da sonra gelen /a/ ünlüsü uzar. Bu uzunluk /ğ/’den önce ve sonra /a/ gelmesi durumunda daha da artar: ağrı (ārı), dağlı (dālı), dağ (dā), ağam (ām) vb. (daha fazla…)

Kâşgarlı Mahmud ve “Kitâbu Dîvânı Lügâti’t-Türk”

8 Ocak 2010

 

Kâşgarlı Mahmut İslamiyet’in kabulünden sonraki Türk milliyetçiliğinin ilk temsilcisidir. Türk dilinin, Türk milliyetçiliğinin en büyük sözcüsü Kâşgar’da doğdu. Saciye ve Hamidiye Medreseleri’nde tahsil gördükten sonra kendisini Türk dili incelemelerine adamıştır. Bu amaçla Orta Asya’yı boydan boya kat ederek Anadolu’ya oradan da Bağdat’a gitmiştir.

1072-1073 yılları arasında hazırladığı meşhur kitabını (Dîvânu Lügâti’t-Türk “Türkçe Sözler Divanı”) Abbasî halifesine armağan etmiştir. Kitabın asıl nüshası bugün Ayasofya Müzesi’nde muhafaza ediliyor. Kitabın Uygurca çevirisi ancak 1978′de yapılabilmiştir.

Kâşgarlı Mahmud’un “Türk Dillerinin Gramatik İncelemesi” başlıklı başka bir kitabının daha olduğu söylenir. Divanu Lügâti’t-Türk’ün üçüncü cildinde bu kitabına atıfta bulunurmuş. Ne yazık ki, bu kitabın ne aslı ne de kopyaları bugüne dek bulunamamış. Türklerin yaşadığı şehirleri, köyleri, obaları bir bir dolaşarak hazırladığı sözlük, İslâmiyet’ten önceki sözlü edebiyatımızı aydınlatan dev bir eserdir. Yazılış amacı, Araplara Türkçeyi öğretmekten çok, Türkçe’nin Arapça ile koşu atları gibi yarış edebileceğini, Türk dilinin zenginliğini, her duygu ve düşünceyi anlatmaya elverişli olduğunu ispat etmektir. Kâşgarlı Mahmut, iyi silâh kullanan bir asker olmakla beraber, dilimizi, ulusal kültürümüzü, yurt sevgisini her şeyin üstünde gören ilk büyük dil bilginimizdir. Kitabının önsözünde şu ilgi çekici tümceleri okumaktayız: “Türk’ün, Türkmen’in, Oğuz’un, Çigil’in, Yagma’ın, Kırgız’ın lisanlarını ve kafiyelerini tamimiyle zihnimde nakşettim. Bu hususta o kadar ileri gittim ki, her taifenin lehçesi bence en mükemmel surette elde edilmiş oldu… Türk dili ile Arap dilinin at başı beraber yürüdükleri bilinsin diye…” (daha fazla…)