BaÅŸlangıç » Türkoloji Yazıları » Bir Dil Ölmüş Diyeler

Bir Dil Ölmüş Diyeler

16 Åžubat 2010

“Hızla yok olan dillerin derdine düşen David Krystal’ın Dillerin Katli adlı kitabını okuduÄŸumda (Profil Yayınları, 2007) böyle kötü hissetmiÅŸtim kendimi. Bu yazı da alıp o uzak diyarlara götürdü beni, hatıralarını bırakacağı kimsesi olmadan göçüp giden “Bo” dili gibi… Vaktiniz varsa lütfen okuyunuz.”

Çoğumuzun ruhu duymadı. Geçen hafta, bir dilin son konuşanı, sözcükleriyle birlikte mezara gömüldü. Yeryüzünden bir dil daha eksildi.

Hindistan’ın doÄŸu kıyılarından 750 m. açıktaki Andaman Adaları’nda 65 bin yıllık Bo kabilesinin yaÅŸayan son ferdi, 85 yaşında öldü. Bo dilini bilen tek kiÅŸi Boa Sr ile birlikte bu dil de tarihe karıştı.

Delhi’deki Ulusal Jawaharlal Üniversitesi’nden dil uzmanı Anvita Abbi, Bo dilini bilen son kiÅŸi ve on kabilenin en yaÅŸlı üyesi olan Boa Sr ile 2005′te tanışmış. Abbi, bir süre önce görme duyusunu kaybeden yaÅŸlı kadının, birkaç yıl önce Bo dilini bilen son arkadaşının da ölümüyle yalnız kaldığını, kendi dilinde hiç kimseyle konuÅŸamadığını söylüyor.

‘Bir dilin son konuÅŸanı’ sözü adamakıllı dokunaklı. Bir dilin, yani bir kabilenin, bir halkın bütün geçmiÅŸi, ruhu… O göçüyor ve binlerce yıllık bilgi, duyuÅŸ ve hatıra bir daha gelmemek üzere topraÄŸa gömülüyor. Artık o dilde rüzgârın esiÅŸi, yaÄŸmurun topraÄŸa düşerken çıkardığı sesler, güneÅŸin aÄŸaçlar arasından süzülüşü, baharın köpürüp geliÅŸi, akÅŸam karanlığının daÄŸlara çöküşü, bir insanın bir insana gülümseyiÅŸi… Hepsi ama hepsi adsız kalıyor. Sanki hiçbir zaman var olmamış gibi. Yeryüzünün muhteÅŸem orkestrasından bir ses daha eksiliyor. Yok oluÅŸun ürperten boÅŸluÄŸu…

Aslına bakarsanız, ‘Dillerin Katli’ (çev: Gökhan Cansız, Profil, 2007) kitabının yazarı David Crystal haklı. Bir dil, son konuÅŸanı vefat etmeden çok önce fiilen ölmüştür. Çünkü “EÄŸer bir dili konuÅŸan son kimse sizseniz, bir iletiÅŸim aracı olan diliniz zaten ölmüştür. Çünkü dil ancak onunla konuÅŸulabilecek biri varsa hayattadır. Hayatta kalan yalnız sizseniz, diliniz hakkında bildikleriniz, halkınızın dil geçmiÅŸinin deposu ya da arÅŸivi gibidir.”

Boa Sr’nin, ömrünün son yıllarını korkunç acılar içinde geçirdiÄŸini söylemeye gerek var mı? Bir halktan arta kalan bütün kelimeleri kurÅŸun gibi içinizde taşıyor fakat onları kimseye söyleyemiyor, kimseden duyamıyorsunuz! Binlerce yılın sesleri içinizde uÄŸuldayıp duruyor. Belki çıkıp daÄŸlara, sulara, rüzgâra karşı bağırıyorsunuz; sesinize daÄŸlardan yankı geliyor ancak. YaklaÅŸmakta olan kıyametin ayak seslerini duydukça kelimelerin çığlığı ve uÄŸultusu dayanılmaz oluyor. Ölüm yaklaşırken bu emaneti nereye bırakacağınızı bilemiyor ve can havliyle bir o yana, bir bu yana koÅŸuyorsunuz. Bir felaket gününde bacaklarınıza sarılmış çocuklarınızı ne yapacağınızı bilemeyiÅŸiniz gibi… Biraz sonra ebediyen susacak kelimeler de kovanını terk etmek üzere olan çıldırmış arılar gibi kızılca kıyameti koparmakta. Ölüm meleÄŸi gelip can ateÅŸi sönüyor ve bir halkın üzerinde yaÅŸayıp gittiÄŸi o topraklar ebediyen sessizliÄŸe gömülüyor.

Geçen hafta, Andaman Adaları’ndaki Bo kabilesinin topraklarında böyle korkunç bir ölüm yaÅŸandı ve biz bundan habersizdik. 5 Kasım 1995′te Kamerun’un Adamawa Eyaleti’nin Mambila bölgesinde konuÅŸulan Kasabe dilini konuÅŸan son kiÅŸi Bogan’ın gözlerini yumduÄŸundan haberimiz olmadığı gibi… Ondan üç yıl önce de Batı Kafkasya dili Ubuh dünyadan silinmiÅŸti. Ubuhça’nın son konuÅŸanı Tevfik Esenç, 8 Ekim 1992′de gün doÄŸarken öldü ve Ubuh dilini beraberinde götürdü. 1996′da Güney Carolina’da Kızıl Fırtına Bulutu adında bir Amerikan yerlisi öldü. O ‘can çekiÅŸen bir dilin son sesiydi’. Kupenyo dilinin son konuÅŸanı Roscinda Nolasquez 1987′de, Vapo dilinin son konuÅŸucularından Laura Somersal da 1990′da ölmüşlerdi.

Neredeyse her yıl bir dil daha yeryüzünden siliniyor. Dillerin ölümü, kültürlerin, yaÅŸama biçimlerinin ölümü demek. Diller ve kültürler yok oldukça dünya daralıyor, tekdüzeleÅŸiyor. “Kaybolan Sesler”in yazarı Daniel Nettle ve Suzanne Romaine, “Diller ölmüyor, öldürülüyor.” derken haksız mıydı? Dilbilimciler, bugün dünyada 5 bin ile 6700 arasında dilin konuÅŸulduÄŸunu söylüyor. “Bunların en az yarısı, belki de daha çoÄŸu gelecek yüzyılda ortadan kalkmış olacak.” Diller, onu konuÅŸan insanlarla yaÅŸar. Bugün dünyada egemen güçlerin insanlar ve diller üzerindeki baskısı sürüyor. Zorunlu göçler, katliamlar, yasaklamalar, insanlarla birlikte dilleri de susturuyor. Ömrümüz varsa, gelecek yıllarda kimbilir kaç dilin daha yok oluÅŸuna tanık olacağız. Bu yok oluÅŸlar karşısında dünyadan toplu bir çığlık yükselmedikçe gezegenimizden daha çok sesler eksilecek.

Siz, bir dilin son konuşanının ölüm haberini duyunca ne yaparsınız? Kurşun yemiş gibi kıvranır mısınız mesela, içiniz sızlar mı?

ALİ ÇOLAK

13 Åžubat 2010, Cumartesi

Türkoloji Yazıları , , , , , ,

Yorum Yok: “Bir Dil Ölmüş Diyeler”

Yorum Yaz

(gereklidir.)

(gereklidir.)